Montenegro’da Olmak!

Montenegro ‘da devirdiğim her gün, yeni bir şey öğreniyorum.

Bunların büyük bir kısmı şahane, küçük bir kısmı ise kötü…

Ancak sinek küçüktür ama mide bulandırır derler ya; o küçük kısım gerçekten de can sıkıcı, yıpratıcı ve üzücü…

montenegro yaşamak

Montenegro’da yaşamak için buraya gelen bizler, hepimiz en çok kendimizin bu ülkeye yakıştığını düşünüyoruz.

Ve yine büyük bir çoğunluğumuz da, kendisi haricinde buraya gelenlerin Karadağ ‘a yakışmadığını düşünüyoruz.

Yani herkes ötekinden rahatsız…

Dolayısıyla da herkes biricik…

Ve yine büyük bir çoğunluk aslında “aman buraya gelmesinler dedikleri kişilere ne kadar benzediklerini” farkında değil.

Yabancı değil, DEĞİL Mİ?

Türkiye’den şikayet ederek git, kilometrelerce uzakta, başka bir ülkede, yine Türkiye’ni yarat.

Spesifik ve metrelerce öteden “hah işte bu Türk” dedirtecek tavırlarımız var.

Mesela gelen masum Türklerin büyükçe bir kısmı; “Avrupa’da olmanın önlerine gelen her kadına, sorgusuz sualsiz ilişki teklif etme hakkını görmek anlamına geldiği” sonucunu ceplerine doldurmuş şekilde geliyorlar.

Bunu da mümkün olduğunca avam bir üslupla yapıyorlar.

Ya da iki tane kadını yan yana görünce ve kadınlar kendi hallerinde olunca, yani aslında bekleneni göremeyince “siz lezbiyen misiniz” diye soru sorma cüretini de gösteren, vasat zekaların sayıları da azımsanamayacak kadar çok.

Sokakta yürürken, kadınlara soyacakmış gibi bakanlardan bahsetmek bile istemiyorum.

Bu kişilerin ortak özelliği de hep aydın olduklarını iddia etmeleri…

İzledikleri kanallardan, içtikleri bardağa kadar da bu aydın olma halini ilan etme çabası içindeler.

karadağ da yaşam ekşi

Çalışmak yerine, kısa yoldan köşeyi dönmek isteyenlere zaten elinizi sallasanız çarpıyorsunuz.

Burada olmakla övünüp, işine gelmediği noktalarda hemen içindeki çirkinliği de kusanların sayısı hiç mi hiç az değil.

Ya da her yola gelen, susan, fikrini söylemek yerine, en çirkine sarılan, kıvırmayı davranış şekli olarak benimseyen kafalar da çok…

Buraya gelirken konuştuğum insanlar hep bana; biz herkes buraya gelsin istemiyoruz, burada mutluyuz ve düzeni de bozmak istemiyoruz deyip durdu.

Ama geldiğimde aynı insanların “kadın mini etek giyerse ben bakarım arkadaş” dediklerini de duydum.

Ve büyük bir bölümünün karşısındakini cüzdanının kalınlığına göre değerlendirdiğini de gördüm.

Bunu da aslında fena halde küstah bir tavırla yaptıklarını da…

Biz Türkler bir türlü öğrenemedik “paranın değeri” ile “insanın değeri” arasında bir ilişkinin olmadığını…

karadağ da yaşamak ekşi

O yüzden buraya her gelmeye kalkan, “şu kadar param var, bu kadar param var, bu kadar yatırım yapacağım” diye şeceresini dökerek geliyor.

Çünkü değer görmek için banka hesap cüzdanını, arsalarını, evlerini dökmenin gerektiğini düşünüyorlar.

Ve evet, haklılar, burada bazı Türkler tarafından dolandırılmak için bir süreliğine değer görüyorlar.

Mesela burada en çok Türkler “hayatları boyunca göremeyecekleri paraları” durmadan telaffuz ediyorlar.

Zira inanıyorlar, kısa yoldan köşeyi döneceklerine…

Para daha onlara gelmeden, o paralarla bir de hava atıyorlar ki, aklınız almaz.

Ha bir de her şeyden şikayet edenler var ki, fena…

Kendilerine Türkiye’de de tahammül edemezdim, burada da tahammül edemiyorum.

Çünkü en kolayı şikayet etmek, en zoru değiştirmek ya…

Ya değiştirmek için çaba harca ya da sus…

Ama yok,,, otur sadece şikayet et, kendi kötü elektriğinle insanları bunalt…

Herkesin sınavı kendine ama mutluluğu inatla kendinde olmayanda ararsan mutsuzluk kaçınılmaz oluyor.

Ülkenin gidişatı kötü, A planı, B planı, C planı herkesin ağzından dökülüyor ama kendilerinde olmayanı fütursuzca isteme cüretini de gösteriyorlar.

Tam da bu yüzden eğer buraya gelmeyi düşünüyorsanız, büyük beklentiler içine girmeyin.

Sarılma Emoji

Ben küçük bir hayatın hayalini kurarak geldim.

Kısacası “Karadağlı olmak” için değil “Karadağlılar gibi yaşamak” için geldim.

Bir ev, bahçede zeytin, portakal, mandalina ağacı, çocuklarım, yakın mesafede gidilebilir deniz ve şahane doğa…

Minimumla geçinmek, yüklerimden kurtulmak için, basit bir hayat için…

Hırslardan uzak huzur için…

Mesela neden araba almadığımı soruyorlar?

Evet,,, burada küçük paralara araba alabiliyorsunuz ama ben şimdilik bayılıyorum her yere yürümeye, doğanın kokusunu içime çekmeye…

Hayatı bu sayede yavaşlatıp, küçücük şehirde her köşede başka bir  ayrıntıyı keşfetmek paha biçilemez.

Anın zevkini çıkarıyorum, o kadar.

Yani 40 yaşında yeniden hayata başlıyorum.

Göz kırpan ifadesi

Demem o ki; hırslarınızı da beraber getirmeyi düşünüyorsanız, kendi cehenneminizi de yanınızda getiriyorsunuz demektir.

İnsanoğlu vazgeçebildikleri  kadar insan oluyor.

Vazgeçemiyorsanız eğer, hiç zorlamayın kendinizi…

Taşınma falan işleriyle de yorulmayın, zira buraya da kendi Türkiye’nizi getiriyorsunuz demektir.

 

 

 

 

2 Comments

  1. Alev Ersoylu 11 Haziran 2019
    • admin 13 Haziran 2019

Leave a Reply