Montenegro Evet Ama Evlatlarım Olmadan Asla…

Konuyu hiç uzatmadan, duygumu özet geçiyorum; benim için Montenegro ‘ya patilerle gitmek tam anlamıyla kabus gibi bir süreçti.

Bu arada sakın kafanız karışmasın…

Zira sorun Karadağ’a evcil hayvan sokmak değil, Türkiye’den evcil hayvan çıkarmakta…

köpek ile uçak seyahati

Sayıca çok evlatlı biri olarak, bu yola çıkmaya karar verdiğimde; çevremdeki çoğu kişi, “götürmek çok maliyetli ve çok zor olur, sahiplendirsen mi acaba” diye bana bolca telkinde bulundu.

Her birini boğmak istedim, net bilgi.

Sanki masadan ya da arabadan bahsediyorlardı.

İnsanoğlunun ne kadar da kolay fikirleri değişebiliyor ve kendi çıkarı söz konusu olduğunda, ne de güzel bahaneler üretip kıvırabiliyor?

Ve ben bu hale hala şaşırabiliyorum…

Bana da pes…

İnatçı biriyimdir.

Kafaya koyduğumda da öyle ya da böyle yaparım.

Çocuklarım da kırmızı çizgimdi.

Zira dünyanın en şahane yerine de beni koysanız, çocuklarımın olmadığı her yer benim için ancak cehennem olabilirdi.

Rahatlamış ifadesi

Evet, bu zor bir süreç olacaktı, biliyordum çünkü ev alana kadar bir kısmıyla ister istemez kısa da olsa bir ayrılık yaşayacaktık.

Önce aileme yakın bir ev tuttum.

Ve çocuklarımın bu süreci rahat geçirmeleri için, eşyalarımı parça parça, dört seferde taşıttırdım.

Son aşamadan önce de çocukları transfer ettim.

Böylece yeni ev ama alıştıkları eşyalar sayesinde, adaptasyonlarını daha da hızlandırmayı başardım.

yurtdışına kedi ile seyahat

Sonra deli gibi köpek ile uçak seyahati, kedi ile uçak seyahati başlıklı yazıları okumaya başladım.

Bu esnada ilk aşama olarak 4 tanesine kuduz titrasyon testi yaptırdım.

Hedefim; biri Alman Kurdu, biri Golden Retriever melezi olan ve Ömerli Kurtköy bölgesinde ölmek üzereyken yollarımızın kesiştiği iki danadan bozma veledimi götürmekti.

İşte bu aşama beni bitirdi diyebilirim.

Zira Montenegro’ya Türk Havayolları ile köpek getirmek büyük dert.

Kilo ve box ebatları uçuştan önce yaşadığım ilk sorunlar oldu.

İkinci sorunsa; Karadağ ‘da köpekli ya da kediliyseniz, kimse size evini kiralamak istemiyor.

Montenegro halkı ve hayvanlara bakış açısı, başka bir yazının konusu, ona da aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

Ya da onun sembolü.

Montenegro Halkının Hayvanlara Bakış Açısı

Önce uçakla getirmesem mi dedim ve arabayla para karşılığı getirecek birilerini aramaya koyuldum.

Bir iki görüşme oldu ama tarih uymadı.

Bende bir iki gün önden giderim, düzeni kurarım, gelince de rahat ederler diye düşündüm.

Ama olmadı…

Sonra bir iki pet transfer şirketi buldum.

Bir kısmı döndü, bir kısmı dönmedi bile…

Bu şirketler Türk Havayolları ile kargo şirketi olarak çalışıyorlar.

Yani gümrük üzerinden canlı hayvan gönderiyorlar.

Sizin götürmenizden biraz daha pahallıya geliyor.

Köpeğin koşulları açısından bir şey değişmiyor, evlat aynı koşullarda uçuyor ama gidilen ülkede de bir gümrük şirketi olması lazım.

Zira gidilen ülkede de aynı çıkılan ülkede olduğu gibi gümrük işlemleri var ve sizin hiç bilmeden bu süreci yürütmeniz çok zor.

Ayrıca Karadağ’da da böyle bir şirket yok.

yurtdışına köpek ile seyahat

Bu arada hemen söyleyeyim, Karadağ havaalanı çıkışında köpeklerle ilgili hiçbir şey sorulmuyor.

Kargodan alıp, hop bagajı caraousel’e bavullarla birlikte koyuyorlar ve siz pasaport kontrolünden çıkana kadar da çocuğunuz o caraousel’de dönüp dönüp duruyor.

Neyse nihai kararım çocukların benimle ve uçakla gelmeleri oldu.

Beş gün önce boxları geldi.

İkisi de araziden aldığım travmalı çocuklar olduğu için, özellikle Alman Kurdu olan kızım Maça’da panik atak var, önce box’lara alıştırdım.

İçine ben girdim, sevdikleri ödül mamalarını koydum, her içine girdiklerinde ödüllendirdim ve kendilerini içinde güvende hissetmeleri sağladım.

Öyle ki gök gürlese, box’ın içine kaçar oldular.

Sonra uçuştan iki gün önce rezervasyon için Türk Havayollarını aradım.

Rezervasyon yaparken box sorunu çıktı.

Telefonda en büyük ebattaki box ölçüleri, bendeki ölçülerden bir iki santim kısa şekilde telaffuz edildi.

Haydaaaa!!!

İyi de arkadaşlarımın da köpekleri var ve aynı ölçüde box’la daha yeni uçtular diyorum ama nafile…

“Hanımefendi size kargo bölümünün telefonunu vereyim, orayla konuşun” dediler.

Peki dedim, aradım ama onlar da inanılmaz soğuk ve yardımseverlikten uzak insanlar çıktı ki, toplasanız 15 saniyede başlarından savdılar.

Sanki Türk Havayolları’nda telefon başına konulmak için seçilen tüm insanlar bu “”ruhsuzluk” özelliği ile işe alınmış gibiydiler…

Sonra çevremden bir iki kişiye sordum.

Türk Havayollarında çalışan arkadaşlarım da dahil herkes “kimse bir iki santimin peşine düşmez” dediler.

İçim hiç rahat değil ama başka çarem de yok, güzel enerjiler göndere göndere rezervasyon numarasını tekrar aradım ve box ile ilgili bölümü tamam diyerek geçtim.

köpeklerle seyahat

Yeni soru “köpeklerinizin kilosu ne kadar” şeklinde geldi.

40 kilo + 12 kilo box = 52 kilo…

Hopppppp !!!

50 kilo üstünü taşıyamıyoruz!!!!

Allah’ım sana geliyorum.

Beni karalar yine bağlar…

Telefonu kapattığım gibi etrafı aramaya başladım.

Daha önce patileriyle yurt dışına çıkmış arkadaşlarımı taciz ettim.

Herkes “canım kimse tartmıyor, rahat olur musun, sen 50 kiloya denkleştir ve öyle rezervasyon yap” dediler.

Emin miyiz?

Eminiz…

Yine peki…

Türk Havayolları rezervasyon numarasını tekrar  aradım.

Ve dedikleri gibi 50 kiloymuş benim çocuklar, yanlış söylemişim dedim.

Ama içim içimi yiyor.

Bi de doğruyu söylemiyorum diye kendimden de nefret etme durumum var.

Sonuç?

Rezervasyon, okey…

Dalgın ifadesi

Yolculuk günü; sabah evden çıktığımda 40 yaşında, Podgoricia Havaalanı ile buluştuğumda 50 yaşındaydım.

Zira havalimanı da ayrı bir sıkıntılı süreçti.

Çünkü internet ortamında okuduklarım ve rezervasyon aşamasında yaşadıklarıma bakınca, orada kim bilir neler olacak diye büyük beklentim vardı.

O da bir sonraki postun konusu…

Uçuş gününün yazısına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

Ya da onun sembolü.

Köpeklerle Montenegro’ya Uçuş Günü…

2 Comments

  1. Ezel Şahin 5 Haziran 2019
    • admin 5 Haziran 2019

Leave a Reply