Köpeklerle Montenegro’ya Uçuş Günü…

Montenegro ‘ya geri sayım başladı ama stres had safhada…

Annem ve babam beni havalanına bırakacaklar.

İki dana, iki kocaman box, üç koca bavul…

köpek ile uçak seyahati

Önce havalanına pet transfer süreci var ki büyük bir araç bulmam gerekiyordu.

İnternetten Doblo taksi aradım.

Telefona çıkan beyefendi baya ılıman bir adamdı. Elinden geldiğince yardımcı olmaya çalıştı. Bagajın ölçülerini verdi.

Böylece iki box’ın Doblo’nun arkasına montajlı bir şekilde sığmadığını öğrenmiş olduk.

Ve birini montajlı koyup, Maça’yı içine yerleştirmeye ve diğerini de demonte halde koymaya karar verdik.

Gece’yi de kafessiz şekilde annemle babamın arabası ile transfer edecektik.

Tabi bu programı bir gün önceden belirledik.

Akşam sadece taksici ile “bir sıkıntı yok, sabah 05:30’da beni almaya geliyorsunuz değil mi” diye konuştuk.

Netleştik…

Artı bir sembolü

Uçuş Günü…

Gece’yi ve benim bavulları babamın arabaya koyduk.

Üç koca bavul…

Türk havayollarının kilogram sınırları içinde, ama bir tane pamuk koyamayacak kadar sınırda…

Havalanında dış hatlar gidiş terminali önünde indik.

Önce Kurt olan kızım Maça’yı boxtan indirdim. Onun montajlı box’ını tekerlekli arabaya koydum.

Maça’ya binmesini söyledim ve akıllı kızım hemen bindi.

alkış sembolü

Sonra diğerini montajladım, tekerlekli arabaya koydum.

Gece de ikiletmeden box’a girdi.

alkıÅ?? sembolü

yurtdışına köpek ile seyahat

İlk kontrol noktası…

Güvenlik görevlileri benimkileri görünce box’tan çıkarıp çıkarmamak konusunda tereddüt ettiler.

Sonunda da el dedektörü ile arayarak indirmemeye karar verdiler.

Gayet anlayışlı ve güler yüzlüydüler.

Yani öyle yazılanlar gibi çocukları irite edecek bir şey yapmadılar.

Maça zaten panik ataklı olduğu için o noktada gerilmeye ve ağlama başladı.

Gece ise horul horul uyudu.

Sarmadım Emoji

Kulağımda şöyle bir bilgi vardı; evcil hayvanınız heyecanlıysa uçağa kabul etmiyorlar diye.

Hayır, hiç öyle bir durum yok.

Hatta tüm bilet kesim ve kontrollerinden geçtikten sonra, hayvanın strese gireceğini ve tepki vereceğini bildikleri için, çocuğu mümkün olduğunca sizden geç almak içinde özen gösteriyorlar.

Tarım İl Müdürlüğünden aldığım kuduz titrasyon testini kontrol edip, uçuşa bir saat kala çocuklarımı belirtilen noktada teslim ettim.

Teslim esnasında, sizi havaalanı personelin girdiği bölümdeki büyük x-ray cihazının oraya götürüyorlar.

İşte o noktada çocukları tek tek çıkarmamı istediler.

Box’ları demonte hale getirmeden, büyük x-ray cihazından geçirdiler.

Çocukları tekrar box’lara koydum.

Her bir box’a, çocuklar panikler ve kapıyı açmaya çalışır diye, kalın ve çok sayıda plastik kelepçe takıldı.

Sonra da tekerlekli arabalara konulup götürüldüler.

Onlar giderken, bana da “kargo bölümünde ne yapacaklar” diye dert edip, endişeyle beklemek kaldı.

yurtdışına köpek ile seyahat

Bu arada, ben o meşhur sakinleştiriciden çocuklarıma vermedim.

Zira veterinerleri de istemedi.

O verilen ilaçlar, çocukların beden fonksiyonlarını durduran ama algılarını açık tutmaya yarayan macunlar…

Yani sadece hareket etmelerini engelliyorsunuz.

Ama algıları açık kalıyor.

Ve bu çok daha büyük bir tehlike…

Vermeyin.

Daha başka sorunlara neden olabilir.

Ben vermedim ve Maça’nın da panik olduğu belliydi.

Ve personel bu durumun gayet normal olduğunu farkındaydı.

Dua sembolü

Uçağa biner binmez, bulduğum ilk hostese çocuklarımı sordum.

“Koşulları ayarlandı mı, pilotun haberi var mı” dedim.

On kedili birine denk gelince, benimkilerin ırklarına kadar söyledi.

Tüm içtenliğiyle “bizim için onlar çok kıymetli, gayet iyi koşullardalar, merak etmeyin” dedi.

Yüreğime su serpti ama o yolculuk yinede bir türlü bitmek bilmedi.

Ve Montenegro…

Duyduğum ve inanamadığım bir şehir efsanesi vardı; çocukları box’la  caraousele koyuyorlar diye…

Benim danaları koymazlar herhalde dedim, ama gerçekten de koydular.

Ben pasaport kontrolünden çıkana kadar da baya bir tur attılar.

Tek başıma olduğum için iki tekerlekli arabaya koyarken, iki farklı beyefendi yardım etti.

Caraousel’den çekmekte sıkıntı yok, seviye aynı ama ray ilerlemeye devam ettiği için açıyı tutturmak biraz zor.

Tabi bir kadın, üç bavul, iki boyundan büyük box olunca, havaalanında baya bir dikkat çektik.

Önce birini kapıya götürdüm.

Sonra diğerini…

O aşamada da bavulları kontrol eden gümrük memurlarından biri, tüm nezaketi ile dışarıya kadar bana yardım etti.

Zaten o bölümden sonrası için de bir minibüs ayarlamıştım.

köpek ile uçak seyahati

Sonuç…

40’tım bir günde 50 oldum …

Ama başardım.

Değdi mi?

Valla değdi…

Hala ara ara çocuklara bakıp “buradasınız inanamıyorum” diyorum.

Bu arada Montenegro’ya köpeğinizle geldiğinizde size kimse evrak ya da belge sormuyor.

Çoğu Avrupa ülkesi gibi…

Yani evladınız varsa, ben bu iki danayı getirmeyi başardıysam, siz de getirebilirsiniz.

Ayrıntılı yazmaya çalıştım ama kafanıza takılan bir şey olursa iletişimden bana ulaşın, seve seve, bayıla bayıla yardımcı olurum.

Yaşasın pati kardeşliği…

Göz kırpan ifadesi

 

4 Comments

  1. Basak-Akın ÖZBİLEN 10 Şubat 2019
    • admin 11 Şubat 2019
  2. hakan 1 Nisan 2019
    • admin 1 Nisan 2019

Leave a Reply